
Uyarı: Aşağıdaki metin filmin anlatı yapısına ilişkin önemli ayrıntılar içerir.
Alejandro G. Iñárritu’nun yönettiği Digger, Tom Cruise’u kendi yarattığı felaketi durdurmaya çalışan bir petrol zengini olarak tanıtıyor. Film, “dünyayı kurtarma” hikâyesini bu krizin nasıl üretildiği ve kimin anlatıyı kontrol ettiği sorularıyla ters yüz ediyor.
Associated Press’in açılış hafta sonu verilerine göre film, Kuzey Amerika’da 8 milyon dolar, uluslararası pazarlarda 12 milyon dolar hasılat elde etti. Warner Bros.’un resmi sayfası yapımı Iñárritu’nun özgün filmi olarak tanımlıyor; WIRED’ın incelemesiyse bu iddialı iklim hicvinin gişe sonucundan daha geniş bir tartışmaya açıldığını savunuyor.
İklim felaketi, kurtarıcı anlatısına sığmıyor
Filmde Digger Rockwell’in petrol sondajı, dev bir buz kütlesinin kopup Avrupa’ya yönelmesine ve büyük bir felaket tehdidine yol açıyor. WIRED yazarı Carla Sertin’in aktardığı hikâyede Digger, bir yandan bu krizi durdurmaya çalışırken diğer yandan kendi eylemlerinin sonuçlarını uzaktan izliyor. Hicvin hedefi yalnızca çevreyi tahrip eden servet değil; sorunun kaynağı olan kişinin kendisini çözümün kahramanı olarak sunabilmesi.
Bu çelişki, filmin siyasi taşlamasını taşıyor. Felaketin insani bedeli ile şirketlerin ve yöneticilerin maliyet hesabı aynı terazide buluşmuyor. WIRED’ın okumasına göre film, gerçek hayattaki siyaset dilini andıran anları abartarak, sorumluluğun nasıl başka yere yönlendirildiğini görünür kılıyor.
Hikâyenin içindeki oyun, suçu geçmişe itiyor
Digger ilerledikçe görünen hikâye yeniden anlam kazanıyor: Cruise’un canlandırdığı kişi, petrol baronu Digger’ın kendisi değil, onu sahneleyen aktör Curtis Markson. Digger’ın yeğeni Kenny’nin finanse ettiği oyun, iklim felaketinin sorumluluğunu geçmişteki bir kötü adama yükleyen gösterişli bir anlatıya dönüşüyor.
Sertin’in yorumunda bu sahne içindeki sahne, pişmanlık gösterisinin nasıl bir dikkat dağıtma aracına çevrilebileceğini sorguluyor. Seyirciye gülüp rahatlayabileceği bir kötü sunulurken, felaketin içindeki güç ilişkileri bugünde işlemeyi sürdürüyor. Böylece film, iklim krizini yalnızca felaket görüntüleriyle değil, onu izlenebilir ve tüketilebilir kılan gösteri düzeniyle de ele alıyor.
Gözetim gücü sahnenin dışında da çalışıyor
Kenny’nin oyunu finanse etmesi, WIRED’ın teknoloji ve kültür arasındaki ilişkiye dair yorumunun merkezinde. Filmde karakter, kaybolan birini yalnızca telefon numarasından bulabiliyor; bu ayrıntı, aile servetinin arkasındaki güvenlik ve gözetim işine işaret ediyor. Kültürel bir etkinliğe kaynak aktarmak, burada yalnızca sanat desteği değil, kamuoyunun neye bakacağını ve hangi hikâyeyi hatırlayacağını belirleme gücü.
WIRED bu fikri bugünün teknoloji şirketlerinin kültür üzerindeki etkisiyle ilişkilendiriyor: Platformlar içerikleri dağıtmanın yanında, algoritmalarıyla görünürlüğü de şekillendiriyor. Digger bu gücü tek başına teknoloji karşıtı bir slogana indirgemiyor; iklim, siyaset, gözetim ve eğlence ekonomisinin aynı sahnede nasıl buluştuğunu gösteriyor.
Tanıtımın vaadiyle filmin tonu ayrışıyor
WIRED’a göre filmin fragmanı, Cruise’un abartılı makyajıyla öne çıkan bir komedi kolajı izlenimi veriyor. Oysa film; siyasi göndermeler, iklim felaketi ve kendi anlatı biçimini tartışan geniş ölçekli bir hiciv. Bu mesafe, izleyicinin bilet alırken beklediği tür ile karşılaştığı film arasındaki farkı büyütmüş olabilir; bu, gişe sonucuna dair olası bir yorum, tek başına kanıtlanmış bir neden değil.
AP’nin bildirdiği 20 milyon dolarlık dünya çapındaki açılış, yapımın ticari beklentilerinin gerisinde kaldığını gösteriyor. Ancak WIRED’ın “yılın en ilgili filmlerinden biri” değerlendirmesi, popülerlik iddiasından çok filmin dokunduğu meselelerle ilgili: Felaketin sorumlusu kendini kurtarıcı ilan ettiğinde, sahnedeki gösteri kimin işine yarıyor?
Kaynaklar: WIRED’ın film incelemesi, Warner Bros.’un resmi Digger sayfası, Associated Press’in gişe haberi, Los Angeles Times’ın değerlendirmesi.
